5 Temmuz 2007 Perşembe

.



Barış'ın fotoğrafını koymak istedim buraya. Nasıl bir fotoğraf koymak istediğimi biliyordum. Barış'ın o gülüşünü defalarca gördüm. Aklımda. Biraz bakındım ama bulamadım. Asık suratlı, "çocuk coolluğu"ndaki fotoğraflarını hiç sevmedim. Nasıl bir insan olduğunu bilemem ama bana geçen saflığını çok sevmişim galiba. İçimde birazcık yanıklar var. Kör badem gözlü falan durumları şu an için aklımdan geçse de çok acımasız. Çok kötü oldu ya...

Evlilik Aşkı Öldürüyor Güzelim


Konu çok, kafamdan hızlı hızlı geçiyorlar. Taslaklamak pek tarzım olmadığı için geldiği gibi yazıyorum. Ne olursa olsun önceden planlamayı sevmiyorum, aslında çok seviyorum da yapamıyorum. Plan yapsam da uygulayamıyorum. Sonra strese giriyorum. En iyisi plan yapmayı sevmiyorum deyip geçmek. Hem böylesi daha cool. Plansız programsız yaşıyorum hesabı. Konuyu dağıtmayalım efendim (aslında konu falan yok) dün akşam çok canım ciğerim bir insanla uzun bir telefon görüşmesi yaptık. Kendilerinin eşlerini de pek yakından tanırım (kardeşim olur). Telefon konuşmamız her an boşalacakmış gibi gözleri yakan gözyaşları, hepimizin sorunlarının aynı olduğunu belirten örnekler, çare arayışları ve umutsuzluk belirteçleriyle süslendi. Sonuç olarak sonuç yok. Kadınlar ve erkekler çok farklı. (Aman ne büyük laf ettim.) Anlamaya çalışmak da faydasız galiba. Erkekleri seks kölesi olarak evde beslemeye başlayacağımız zamanlara kadar idare edeceğiz artık.

Benim için problem olan başka bir konu da şudur ki; benim sevgili kocacığım çok aşırı derecede, beni bayıltan derecede sakin bir insan olduğu için kimse ondan şikayet etmeme bir anlam veremiyor. Ama "Bahadır çok iyi yaaa... ". Evet Bahadır iyi, ben psikopatım problem çıkarıyorum. Boşanan bir arkadaşım ayrılma tantanası sırasında herkesin bu tavrından çok sıkılmıştı. Yani "ama senin eşin çok iyi" tavırlarını kastediyorum. "İyiyse iyi ne yapalım benim evlendiğim adam katil mi olacaktı yani??" gibi güzel bir saptamada bulundu ki diyecek hiçbir şey yok hakikaten.

İşin tuhafı ben de neredeyse psikopat olduğuma inanıyorum bazen. O zaman akıllı kız arkadaşlar işe yarıyor. Bir problem varsa tek kişilik olamaz değil mi??

Bu günlerde etrafımda sıklıkla gördüğüm tablo şudur ki;
*Kadınların (evli kadınlar mı demeli acaba) ilgi ilgi diye bakan koyun gözleri
*Erkeklerin niye sorun çıkarıyorsun diyen halden anlamaz moron gözleri
*Benim ben normalim ben normalim diye çırpınan hallerim.

If I'm smart then I'll run away
But I'm not
So I guess I'll stay:)

Canım kocama geliyor beautiful stranger.....


3 Temmuz 2007 Salı

3...2...1...action

Bu akşam Die Hard 4.0 adlı güzel aksiyon filmimize gittik. Eğlendik. Mısır yedik. Hop oturduk hop kalktık. Ama benim asıl söylemek istediğim film boyunca en azından ilk yarısının yarısında benim aklıma sık sık Demi Moore geldi nedense...





Demi kesinlikle sevdiğimiz bir insan olsa da , bu kadar mı şanslı olur bir insan demekten kendimi alamıyorum... Yani sen Bruce Willis'le evlen, 3 çocuk yap, 40 yaşını geç nefis çocuk Ashton'la evlen falan ben bilemiyorum artık.

Bruce Willis apayrı bir olaydı yine, gözlerimizi alamadık. İç çektik oturduk...

2 Temmuz 2007 Pazartesi

Pazar Keyfi'ni Bu Hafta Ben Sundum

Sırtıma yükler yüklüyorum sürekli. Sabah kahvaltı hazırlarken Bahadır'a acayip sinirlendim yine. Niye? Hatırlamıyorum. Arkadaşlarımız gelene kadar gerim gerim bir acayip oldum. Onlar gelmeselerdi muhtemelen yine sebebini ertesi gün unutacağım bir kızgınlık yüzünden bütün günüm zehir olacaktı.


Arkadaşlarımız bize geldi. Çünkü biz evimizi çok seviyoruz. (bayaaa çok) Oğlan çocukları hemen kağıda oturdular. Sonra da acıkana kadar top oynadılar. Şimdi ben ne anladım bu adamların 30 yaşında olmalarından?? 8 yaşında olsalar ne yapacaklardı ki?? Bira içmezlerdi kağıt oynarken. (cevap) Oyacığım ve ben oğlan çocuklarının top oynamasını izledik, nasıl bu kadar eğlenebildiklerini anlamaya çalıştık. Sonuç olarak Oya'nın yorumu "kızlar zaten hiçbir zaman bu kadar eğlenemez" oldu. Ben de güldüm. Bunu daha sonra düşünürüm, çok da hoş birşey değil bu. Aslında bunun tavla oynarken konuştuklarımızla da alakası var. "Biz ve bizim gibi kadınların erkeklere göre neden bu kadar çok derdi var? Meditasyondu, kişisel gelişimdi, yogaydı falan filan neden genelde kadınların ilgi alanına giriyor? Biz neden rahatlamayı bile bir problem haline getiriyoruz? Bizim (nasıl olacak da olacak derken) hiçbir zaman çocuğumuz olmayacak mı?" ana konularımızdı. Düşündük konuştuk uzaklara baktık tavla oynadık. Ben yendim:) Tavla konusunda çok hırslıyım. Yenilseydim problem çıkarırdım. İnsanlara tavsiyem gerekirse bana bilerek yenilsinler.


Bizim balkonumuz yaz kış insanı (masayı, örtü, mörtü ne varsa) yerden yere vuran bir rüzgara maruz kaldığı için hafiften dayak yemiş gibi olduk.



Bahçeye yayıldık. Çimlerde çıplak ayakla dolaştım. Enerji boşalttık. Keyiflendik. Acıktık. Rüzgardan korktuk, yemedi, havuza girmedik. Bertoş beni yine havuzda göremedi:)


Mangal yaptık. Açlık giderdik. Löp löp etleri yuttuk. Damarlar tıkandı, hayvanlar öldü. Biz bira içip keyiflendik.



Oldukça keyifli bir pazar geçirdiğimiz söylenebilir. Neden söylenmesin ki??? Bizim payımıza düşenler bizim almaya niyetlendiklerimiz değil mi? Bu kadar keyifli olmaya aday pek çok pek çok günü zehir zemberek etmedim mi kendime???


30 Haziran 2007 Cumartesi

Özlem Tekin

Canım ya................



Ben bu kıza bayılıyorum. Akşamları gelsin bize 2 bira içelim. Kahve yapalım. Şebnem'i, Pamela'yı falan çekiştirelim istiyorum. Sahilde köpeklerimizi gezdirelim beraber. Pek şeker bir insan yahu.



Bush oğlu Bush

Bu konuda söylenecek çok şey var tabi. Ama söylenmesi gereken herşey zaten söylendi. Bkz. Fahrenheit 9/11. Şimdi bana soruyorlar "oyunu kime vereceksin??". Oyumu kime verirsem vereyim Amerika'ya gideceğini hissediyorum. Bu psikolojiyle de oy vermek istemiyorum. Ama işte meclis Türkiye'yi yansıtmıyor vıt vıt vıt.. Yansıtma ihtimali var mı ki??? Türkiye elden gidiyor diye car car ötenler sanki puşt Bush'un istekleri dışına çıkabilecekler.




Mel-Julia Komplo Teorisi

Saçma sapan bir sayfa bir buldum. Gecenin bir yarısı olmuş. Sıcaktan yatak odasına girilemiyor. Ivır zıvırla uğraşmak için ideal bir zaman. Sayfada face recognition diye birşey var.




Julia Roberts'ım ben. 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Kocişmonumun bir resmine Cindy Crawford çıktı. Zaten enteresandır Bahadır'ın sekiz ünlüsünden dördü kadın.



Aile Gibisi Yok






Bu psikopat manyak çocuk benim canım abimin kızı, benim yeğenim. Çok kıymetlimiz, bir tanecik Aslı'mız... Sinir küpü, menepoz bir bebek. Çok seviyoruz onu.



Aslıcığımı düşünmek beni genelde ama özellikle de bu gece çok hüzünlendiriyor. Ailem Konya'da ben Bursa'da yaşadığım için Aslımın diş çıkarmasını ben göremedim, ilk adımlarını, ilk anne demesini ben duyamadım. Bu gece özel çünkü canım kardeşim Arzu'mu bu gece otobüse bindirdik Konya'ya gönderdik. 1 haftadır bizimleydi. Şimdi o gidince ev boş gibi oldu. Ben de oturdum fotoğraflarımıza bakıyorum.








Bu da geçen haftasonundan "ben de yemek yapabilirim, benimde blogum var, fotoğrafını çekerim, oraya da koyabilirim" psikolojisiyle çekilen, gururlu ve de mutlu bir fotoğraf. Zavallı dolmalar biz havuza gireceğiz, güneşleneceğiz diye heba oldu. Kırk yılın başında bir yemek yaptım, onu da yaktım. Yengeçlerin yüz karasıyım.... Halbuki pişmeden önce ne kadar güzel görünüyorlardı bakınız....







Tencereyi halının üzerine koyup fotoğrafını çekme fikri aşırı derecede sanatçı ruhlu olan kocacığıma aittir. Manyak oldu gerçekten.... Sonuç olarak dolmalar yandı.






Ben de bahçede beni oyalayanları cezalandırdım. Adalet yerini buldu. Bu da çizgi roman gibi oldu böyle.

27 Haziran 2007 Çarşamba

Pişik Kremi

Sıcak... Çok sıcak, 100 yılın 200 yılın 70 yılın her neyse en sıcak yazı falan filan... Ama çok sıcak... Dün gece saat 3 gibi uyandım sıcaktan delirerek. Kocişmonu uyandırdım şaşkınlıktan o kadar sıcak ki... Haftasonu bol bol güneşlendim, zaten tenimin altı güneş ışını deposu, tenimin üstü mora yakın bir renk( bronzlaşmayı, koruyucu krem sürmeyi, gölgede oturmayı beceremiyorum). Yeter artık daha fazla güneş ışını istemiyorum derken bugün isteğim oldu. Çok sıcak evet anormal sıcak ve kapalı bir hava. Kabus üstü kabus.

Ve sabah saat 9.00 annem arar. Hiç alışkanlığı değildir o saatte aramak. İyi misiniz? Bütün gece sizinle alakalı kötü rüyalar gördüm. Birşey mi var??? Anne işte evet var, biz de uyuyamadık. Sıcak çok sıcak.......

21 Haziran 2007 Perşembe

My Best Friend's Wedding

Süper süper süper bir haftasonu geçirdik. En önemlisi İstanbul'daydık. Aslında belki de en önemlisi bu değil. En önemlisi bizim İstanbul'dayken hissettiklerimiz. Yani İstanbul+biz. İstanbul'da milyonlarca kişi haftasonu geçirdi. Ama bizim gibi değil. Çünkü İstanbul bizim en yakın arkadaşımız.

İstanbul'u çok sevdiğim çok açık. Sevgili kocişmon da çok seviyor. "Yok abi İstanbul'da yaşanmaz"ları yemiyorum. Hastası işte. "Gençleştiğimi hissediyorum" deyip durdu.

Peki nasıl bu kadar mutlu olunur??? Aydınlanmak isteyen ruhlara tavsiyelerimi anlatıyorum hemen. Öncelikle çok aşık olun. Çok isterseniz evlenin. (olmasa da olur) Çok sevdiğiniz bi adam varsa feribotta yenen pizza ve su böreği Cuma akşamı için ideal menüdür bence. Sevdiğiniz adamın omzuna yatıp Yiğit Özgür okumaktan daha eğlenceli bir haftasonu aperatifi düşünemiyorum. Mudanya-İstanbul arası 75 dakika. (İDO ya sevgiler) Al sana muhteşem haftasonu hediyesi. İlk defa İstanbul'a bu kadar kolay gitmişim. Daha ne?? (Ama çok soğuktu. Klima abanması yaşadık. Popomuz dondu.) İstanbul'a gidilir Taksim'e uçulur. Aranması gereken insanlar belli. 30 dakika toplanmak için çok bile. Geç saatlere kadar içilir. Gülünür. Ertesi gün hatırlanmayacak bir milyon şey konuşulur. Yeni insanlarla tanışılır. Hayat ne güzeldir.

Cumartesi çok içmekten kaynaklı geç kalkma yaşandı. Beşiktaş'ta avarelik yapıldı. Cumartesi gecesi için düşündüğüm en iyi plan olmasa da bir arkadaşımızın düğününe gidildi. Düğünleri hiç sevmem. Şimdi bakıyorum da kendime hayret ediyorum onca tantanayı (hem de başrolde) nasıl yaşamışım... Zorlama zorlama zorlama gelir düğünler bana. Her türlüsü davul zurna olsun, kır olsun, Çırağan'da olsun, nefesli üçlü olsun, yemekte bilmem ne bilmem ne olsun, paraşütle atlarken olsun, hepsi zorlama... En güzeli bence düğün falan olmasın. Ama gitmek gerekiyor işte. Gittik. Düğün hakkında başka birşey söylemek gelmiyor içimden. Düğünden sonra gidip yattık mı ??? Hayır!!!! Canım canım pek bir kraliçe arkadaşım Ekşi Limon denen garip bir yerde sahne almakta. Koş koş oraya gittik. Benim arkadaşım en güzeli. Benim arkadaşım en yeteneklisi. Sanki küçük kızım anaokulda ilk müsameresine çıkmış gibi tuhaf duygularla ve tabi ki bol bol eğlenerek süper bir gece geçirdik. Fundamentalist olduk. Artık bilemeyeceğim saat kaçtı gün yavaş yavaş ağarıyordu. Sokaklarda süper keyifli yürüyorduk kocişmonla yatağa doğru.

Peki soruyorum size!!!!! Biz zevkinde keyfinde sefahat düşkünü alkolikler miyiz??? Hayır hayırlı evlatlarız biz. Pazar günü ailecek Kız kulesinde babalar günü kutlamamızı da yaptık nefis oldu. Levrekleri yuttuk. Biralara uzaktan baktık dediysem de bir tanesini zor içtik demek istedim. Üsküdar'ın ağzına tükürmüşler. Başımız ağrıdı. Neyse efenim hayır dualarımızı alıp yollara çıktık yine. Lanet olası IKEA'ya.

Haftasonumuzun tek kötü yanı ikea'ydı. Ne zamandır İkea'ya gideceğim, şezlong alıp keyif yapacağım diye hayaller kuran ben çok fena bir hayal kırıklığıyla kendime geldim. Ikea'da bahçe mobilyası diye birşey yok. Pek fena oldum. Zor atlattım.

Sonra da efendim tuttum kocamın elinden evimize döndük. O gece İnfazcı mı neydi öyle bir film vardı. Onu seyrederken koltuklarımızda uyuyakalmışız çok afedersiniz. Haftasonu yorgunluğu deliksiz uyku olarak geri döndü bize.

Sonuç; iyi arkadaşlar çok çok çok önemli, İstanbul çok çok güzel, Nuray'la Emre evlendi, Nazan'ın bebeği oldu, Meriç hamile, insan sevdikleriyle beraber mutlu.