11 Mayıs 2008 Pazar

Wonder Woman

"Benim annem, güzel annem, dünyanın en iyisi annem"i bir kenara bırakırsak; benim annem ben çocukken dünyanın en hayat dolu kadınıydı. Kuşa, böceğe heyecanla bakan, şarkılar söyleyen, 8 aylık hamileyken kaydıraktan falan kayan bir kadındı. Farklı bir tipti. Kuzenlerim en çok annemi severdi akraba tayfasından. Çocuklarla çocuk olurdu benim canım annem. Gözleri ışıl ışıl parlardı gülerken.

Hayat kolay değil. Herşey değişiyor. Ben değişime her zaman inanırım. Değişim iyidir. Ama insan ayıklamak istiyor bazen. Değişelim gelişelim ama bazı şeyleri saklı tutalım istiyor. Olmuyor her zaman.

Canım annem şimdi 50'li yaşlarında.. Daha güçlü belki, onun yapamayacağı şey yok bu hayatta. İnsanlara faydalı (sadece yakınlarına değil). Yine güzel bir çiçek gördüğünde çığlık çığlığa. Ama eskiden olduğu gibi çiçeklerle dolu değil evi. Zamanı yok. Yine gözleri ışıl ışıl gülerken ama yorgun. Yine sevgi dolu herkese ama kırgın.

Benim annem süper annem.. İnsan olmak yetmiyor yetmiyor zaten superman superman olmak lazım bazen...

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Hayallerin kadar varsın bu zalim dünyada...

Küçük burjuvalar otururlar rahat koltuklarına, büyük ekran televizyonlarının karşısına. Akşam akşam binlerce insan gibi dizilerini seyrederler. Kafalarında saçma salak ufak tefek bi dolu problemleri vardır. Kahve mi içsek, çay mı? Hadi kociş dizim başlıyor, değiştir kanalı. Her Cuma 22.20 Hatırla Sevgili. Karışır tabi küçük kafaları. "Nasıl olur ya, nasıl olur ya?" Ertesi güne unutulmak üzere allak bullak olunur.



Geç yine bilgisayarın başına. Açsana ya şu "Terzi Fikri"yi.. Nasıldı onun sözleri? Terzi Fikri öyle bir elbise dikti ki Fatsa'ya!!



Terzi Fikri öyle bir giysi dikti ki Fatsa’ya

O Gürcü öyle bir gürledi ki arkadaşlarıyla

Noktalar, noktalı virgüller, askeri operasyonlar

Kimseler çıkaramaz Fatsa’nın sırtından!

Emek hakkının sımsıcak çıplaklığını.

8 Mayıs 2008 Perşembe

Ev hali...

Şu anda psikolojimizi bozmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yanyana oturduk kocişle, o çalışıyor. Ben allahın belası kelimatör oynuyorum. Utku 140000 puan yapmış. Ben nasıl onu geçemem diye ağlıyorum. Yan odada "Esra Erol'la İzdivaç":) Beynimizi karıştırıyor. Emin amcayı kimselere vermeyiz. Emin amca kendince kızına söyleyebileceği en güzel şeyi söylüyor. "Anamın adı ağzımın tadı." Ama biz anlamayız öyle şeylerden, sinirlerimiz de bozulmuş zaten. Nerede olduğumuzu şaşırmışız. Kociş yorumu: "Kızımın adı ananın amı" Hay allahım ya!!

21 Nisan 2008 Pazartesi

beni bu havalar mahvetti...

Bizim küçük sayılamayacak bir bahçemiz var. Ne güzel:) Ama biz dünyanın en üşengeç insanlarıyız (ben ve kociş olarak). Ne fena:( Zavallı bakımsız bahçemiz kimi zamanlar boş bir arsayı andırabiliyor. Oyacığım süper çimlerimize "aaa, bunlar çim mi, kendiliğinden çıkmadı mı?" gibi iç burkan bir yorumda bulunmuştu. Anneciğim çabaladı biraz ama bakmadık dağ oldu falan işte. Bahçıvanımız Ahmet abi zaten matrix ajanı olduğu için daha önemli görevleri var. Bahçe falan ne ki adam matrixi koruyor sağolsun.


Ama sevgili bahçemiz işte, bizim bahçemiz, cici bahçemiz.







Bereketli bahçemiz... Ufacık kiraz ağacımız önce bizi çiçekleriyle çok mutlu etti. Şimdi de kapasitesine göre bayağı iyi meyve verdi. Kızardıklarını da görürüz umarım.












Erikli bahçemiz... Şu anda kirazlarla aynı boydalar. Alırken ne cins bu erik diye sormamışız. Büyüyünce annesine mi daha çok benzeyecek babasına mı? Sürpriz...











Ölümlü bahçemiz... Taa Alanya'dan getirmiştik onu. Bi dolu tomurcuk vermişti gaçen yaz. Kışı atlatamadı. Yastayız.







Doğal bahçemiz... Böğürtlen olduğunu tahmin ediyoruz. Ya da öyle bişey. Ya da ot. Güzel ama:)







Gölgeli bahçemiz... Bir yapraktan kocaman sarmaşığımız oldu. Bizim gibi adamlara da böyle fazla mırın kırın etmeyecek bitkiler lazım. Canımız sarmaşığımız, ciğerimiz bahçemiz...

15 Nisan 2008 Salı

Consumer Care Duy Sesimizi...



Ben mutsuzluğun resmini çektim arkadaşlar. Dile kolay 1500 parça. Hayır yanlış oldu 1499 parça. Ufacık bir karton parçası sinirlerimi alt üst etti. Bütün koltukların halıların altına bakıldı, yok. Eksikliğini ilk gün farkettik ama son parçayı koyuncaya kadar ortaya çıkacağı umuduyla yaşadık. Yarım fincan çayı parçaların üstüne boşaltmam da caydıramadı bizi. Günler geceler yerlerde sürünerek geçti. Sonuç; ellerde nasırlar, salonun ortasında (temizlikçi kadına olsun, yeğenimize olsun) tehditlerle korunmaya çalışılan eksik bir puzzle, my request is currently being processed. Yılgınlık yok direniş var!!

31 Mart 2008 Pazartesi

duygusal okur

Kitaplarımın arasından bir sahaf sefası sırasında 15 yıl önce alınmış bir kitapçık çıktı. Zavallım unutmuşuz seni buralarda deyip okumaya başladım. Cahilliğe verin yazarını da hayatımda ilk defa gördüğüm bir kitap. 20. sayfada o da ne!!! Kitabın sayfaları birleşik. Kesilmemiş. 1971 basımı bir kitap. Kimse okumamış onu. 40 yıldır öyle durmuş okunmayı beklemiş. Pek acıklı geldi bana...

29 Mart 2008 Cumartesi

sims mania

Bir kere de faydalı birşey yapayım. Ben tam bir Sims manyağıyım. Günlerce başından kalkmadan oynayabilirim. Download siteleri de en çok ziyeret ettiğim siteler oluyor haliyle. Onlarca onlarca download sitesi gezdim. Lüzumsuz lüzumsuz bi dolu site var. Tecrübe konuşuyor. İşte favourites:

* www.4eversimfantasy.net

Bu siteden bi tane saç kıyafet falan indirmişliğim yoktur. Objects süper süper...

* http://sims.enorth.com.cn

Chinese arkadaşlar bu işe çok meraklı ve en iyiler onlar zaten. Çin'in önlemez yükselişi. Çok seçenek var.

* http://sunairsims.enorth.com.cn

Kendileri simsreource adlı boktan siteye geçiş yaptı. Bu süper sayfa öldü. Ama halihazırdakiler çok güzel ve adam olana yeter.

* www.peggyzone.com

Yeni yapılan herşey çok kötü. Donation gerektirenler hala güzel. Acayip kıyafet var. Ben gibi kız çocukları için süper. Küçükken de kağıt bebeklerimiz vardı bizim. Yokluk zamanları işte. Öyle bi duygu veriyor insana:)

* http://noukiesims2.net

Bu Noukie denen adam saç yapmayı biliyor. Kolay değil. Saç yapabilen az. Kıymetini bilelim. Saygı da kusur etmeyelim.

* www.raonsims.com

En son keşfim. Hazine bulmuş gibi oldum.

Sims 2'ye bulaşmamış şanslı insanlar için son derece lüzumsuz geliyor tabi bu. Ama benim gibi böyle insanlar olduğunu söyleyin bana n'oluuuur.... Güzel bir koltuk güzel bir saç bulunca çok mutlu oluyorum. Allaaam lütfen sadece ben olamam.

22 Mart 2008 Cumartesi

biiiiiiiiiiiiiipppp...

Nihat Genç ağladı. Ben ağladım...

Berkay'a özel:)

Berkaycım al sana Arzumun son zamanlarda çekilmiş fotosu... Garibim:)


11 Mart 2008 Salı

Hayatımın kadınısın...

Canım Arzum, hayatımda en sevdiğim insan

Şimdi demek isterdim ki; "seni ilk defa kucağıma aldığım an dün gibi aklımda" falan. Ama hafızam hiç bir zaman iyi olmadı. Şunu söyleyebilirim: seni ilk gördüğüm anı hatırlıyorum. Kafanla vücudun arasında boyun yokmuş gibi gelmişti bana:) Birkaç defa tekrarlamıştım hatta insanlara, onlara da enteresan geleceğini düşünerek. Ne kadar şanslı bir insan olduğumu fark etmiş miydim o zaman bilmiyorum. 11 yaşındaydım işte, güzel bebek, tatlı bebek, oyuncak gibi falan gelmiş olabilirsin o yıllarda. 29 yaşımda rahatça söyleyebilirim ki, her zaman söylediğim gibi hayatımdaki en büyük şansım ailem. Ve senin gibi mükemmel bir kardeşe sahip olduğum için çok mutluyum.

Aile meseleleri ince meseleler. Ailemiz bize çok şey verir, çok şey alır. Çok zor günler de geçirdik demek isterdim ama en zorlarını sen geçirdin. İncecik narin görünüşünün çok üstünde güçlü bir kız olduğunu gösterdin herkese. O kadar çok isterdim ki gerçek bir ablalık yapıp gözlerini kulaklarını kapatıp ruhunu yaralayacak herşeyden seni uzak tutmayı. Biz "zırıldak duygusal ailesi" kendi yaralarımızla uğraşırken minicik Arzumuzu unuttuk çoğu zaman. Herkes adına senden özür diliyorum bebeğim. En büyük yaraları biz en yakınındakiler açtık sende.

Sen bugün 18 yaşını dolduruyorsun. Kocaman bir kız oldun artık. Ablanla içmeye gidip yataklara falan kusacak yaşa geldin:) Gerçek dünyayla karşılaşmaya başlayacaksın artık. Gördüğün birçok şey hoşuna gitmeyecek. Ama artık kendi yolunu çizme vakti ve önündeki yol ne kadar sana ait bir yol olursa o kadar mutlu olacaksın. Hiçbir şeyden korkma canım. Korkuların yolunu şaşırtır. Bundan sonra sen varsın ve yapmak istediklerin...

Doğum günün kutlu olsun demek istiyorum, boğazıma birşey tıkanıyor. Zor geliyor. Kabullenmek istemiyorum 18 yaşında olduğunu. Hayatın boyunca o evde annenin yanında kalmanı, ben kırk yılın başında, bencilce, canım istediğinde geldiğimde "ablaaaa, ablacım" deyip sarılmanı istiyorum. En büyük derdinin okul eteğinin boyu olmasını istiyorum. Hep Bursa'ya gelmeni, altınsarısı babetler aramamızı istiyorum. Seni laptopunla bir odaya kapatıp 50 yaşına kadar çıkarmamak istiyorum. Ah Arzucum, kalbimi çıkarıp şu anda neler hissettiğimi, 2 aydır ne karın ağrıları çektiğimi göstermek istiyorum sana. Ne kadar heyecanlıyım, ne kadar mutluyum aslında, ne kadar korkuyorum anlatmak istiyorum, anlatamıyorum. Söyleyecek söz bulamıyorum.

Yüzüne karşı bu saçma sapan şeyleri bile söyleyemezdim. Yarın muhtemelen seni arayıp "mutlu yıllar bitanem, bu akşam ne yapacaksınız" falan diycem:)

Canım kardeşim, iyi ki doğdun... Hayatımızı güzelleştirdin.

P.S. Bizim anne babalarımız herkesin bize tecavüz edebileceğini düşünür, biz hiç kimsenin bize tecavüz edemeyeceğini düşünürüz. İkisi de doğru değil bebeğim:) Al bu da sana abla nasihati...