9 Haziran 2007 Cumartesi

Kalp Kanseri Yengeç

Bu sabah uyanır uyanmaz kocişmonumu tehdit ettim. Dün gece kafamı bu kadar karıştırmaya çalışmamda onun da katkısı oldu mutlaka. "Hastayım beeeenn!!!" diye eve gelir gelmez kendini yatağa atıp 15 saat uyuyan her erkek karısında bi "n!aaaaaptım beeeeen?????" duygusu yaratır. Zaten bütün gün evdeki temizlikçi kadına sinirlenip gidip gidip çikolatalara saldırıp Sims oynayıp bol bol kahve içip kendimi olası bir patlamaya hazırlamıştım. Kadını sepetleyip evde rahat bir nefes alıp Avrupa Yakası'nı seyredip kendime gelecektim ki kocişmon geldi, yattı, laflarım ağzıma tıkıldı. Oturdum yine bilgisayarın başına (Desperate Housewives).

Neyse tehdit diyordum. Özel hayatımızı ifşa etmekle tehdit ettim onu. O da yapma ya yemek tarifi versen olmaz mı dedi. Olmaz dedim. Canım özel hayatımızı ifşa etmek ister. Kayınvalidemi çekiştirmek ister. Annemin arkasından konuşmak ister. Birileri de beni anlasın ister. Ama son kısmın hayal olduğunu da bilir.

Aslında ben çok lanet bir insan falan değilim. En büyük kusurum kanser burcu olmam. (cancer-yengeç felan işte.) Kendimi yeme huyumun olması olması. 29 yaşını doldurunca bir yaş dönümü olacakmış. O zaman adam olurum belki. Bir de 30 dan sonra insan yükselenine geçer durumu var ki o daha da beter. Tıslayan bir akrep olmak istemiyorum. Yengeç bile daha iyidir.

8 Haziran 2007 Cuma

KAÇÇÇ



Gerçekten Kaçasım Var...


Özlem Hanım speaking

Tamamen tesadüf...

Üniversitede bir sene aynı evde kaldığım arkadaşımın (benim gibi lanetli yengeç burcudur kendisi ama daha az lanetlilerinden) "nefis blog"uyla karşılaşmam...

Bir gün öncesinde "Bridget Jones'un Günlüğü"nü tekrar okumuş olmam...

Kilo vermek uğruna günlerce aç kalmam, bir gece bir mangal sefasıyla herşeyin eski haline dönmesi...

Hayatımın neden "isteyip de yapamadıklarımın bir listesi" haline geldiğini sıkça düşünür olmam...

Bir arkadaşımın dergi çıkarma çabalarında olması, yanıbaşımızda "yaz tatiline girerken saçımıza başımıza ne yapsak acaba?" tarzında da olsa yazılar yazmaya çalışıyor olması ve benim ona belli etmesemde fena halde özenmem...

Bunlar tesadüf...

Aman ne büyük tesadüf demeyin. Ben trajedi yaratıcı, acı büyütücü, hayat zorlaştırıcı, durum komedisi bir insan haline geldim. Yine kendimin kendimin üstüne üstüne gittiğim bu günlerde içimi boşaltacak mecra arayışındayım.

Hiçbir zaman kendimi ifade edebilen bir insan olamadım. Burada da çok ifade edebileceğimi zannetmiyorum. Zaten yazmayı da beceremiyorum. Bunu böyle bir nevi iç yıkama (dışını boşver) olarak düşünmek istiyorum. Ve düşünüyorum da...Gittiği yere gitsin işte.