13 Temmuz 2008 Pazar

coming soon...

Oturup saatlerce yazasım var. Ama çooook yorgunum. Parmaklarım bile ağrıyor. (Fundakız gördüğün gibi ben de senin akıma kapıldım.) Biraz sindireyim yazacaklarımı sonra geliyor...

11 Temmuz 2008 Cuma

gel bana her gece sen ergene konmalısın...

Ben gerçekten kafayı yedim heralde.. Algım çöktü, anlayışım kıtlaştı, beynim durdu heralde.. Biliyorum neler olup bittiğini kimse anlayamıyor ama ben hiç anlayamıyorum heralde...

Arkadaşlar; kontrgerilla, darbeci paşa, derin devlet...

Bunlar değil mi yıllardır bizim ebelerimizle oynaşan?? Herşeyi sildik attık da en büyük düşmanımız nasıl AKP oluverdi?? AKP ne ki... Gelir gider. Diğerleri hep tepemizde. Bırakalım konuşulsun, soruşturulsun. "Bırakalım"ı bırakalım sevinelim. Kontrgerilla tartışılıyor... Bu nasıl bir lükstür bizim için? "Susurluk" dedik unuttuk, şimdi "Ergenekon" diyoruz. Onu da unutacağız. Kimse telaşlanmasın.

Allah devlete zeval vermez bu ülkede, millet ne bok yersen yesin...

10 Temmuz 2008 Perşembe

doğumgünü sendromu

Aptal bir iyimserlik içinde yüzüyorum.. Bütün dertlerimi tasalarımı temize çekiyorum..

4 Temmuz 2008 Cuma


Bu dünya yakışıklısının resminin altına nasıl "1989-2008" yazılacak???

Ahhh Onur.. Ahh Cero.. Ahh Oğuzhan..

İyi tatiller dilekleriyle Konya'ya gittim. Bunları mı yaşayacaktık?? Bunları mı görecektik?? Ben hayatımda ilk defa cenazeye mi gidecektim?? Doğru düzgün tanımadığım ufacık çocukların ardından böyle gözyaşı mı dökecektim?? Ufacık Onur, ufacık Cero, ufacık Oğuzhan 19'unda 20'sinde böyle mi terkedip gidecekti sevdiklerini?? Bu nasıl bir son, bu nasıl bir yanma??
Ahhhh be çocuklar...
Bu nasıl bir veda vedalaşamadan en sevdiklerinle...
Bu nasıl bir yolculuk gideceğin yere varamadan...
Canım kardeşim hayatının dersini böyle aldı. Üç tane arkadaşının toprağa karışmasını gözleriyle gördü. Çığlıkları hala kulağımda "anne nasıl ölürler??" "abla nasıl gömerler??".
Anlamak mümkün değil. Nasıl yakışır ölüm 19 yaşında üç çocuğa?? Anlatmak mümkün değil. Teselli yok. Söyleyecek hiçbirşey yok.
Planlar yarım kaldı. Bütün planlarımızın anlamsızlığı böyle vuruldu yüzümüze...

26 Haziran 2008 Perşembe

İyi yolculuklar bitanem...



Maç seyretmeye yine aynı yere gittik dün akşam. Suare'ye girerken kapıda komşumuz ve ikiz kardeşini gördük. "Meraba bizi tanıdız mı" dedim. Ne saçma aslında insanın 3 yıllık komşusuna böyle bir soru sormaması lazım mantık olarak. Komşu kişisi küfretmişim gibi bi ifadeyle "hayır" dedi. Biz sizin karşınızdaki evde oturuyoruz dedim. Döndüm gittim. Çok acayip. Azarlanmış gibi hissettim kendimi. Ama olsun maçımız var şimdi. Çok heyecanlıyız. Enerjiyi düşürmemek lazım.


Girdik içeri. Kalabalık tabi. Masa bulamadık. Düzgün görünümlü ayı kardeşlerden oluşan bir grup var. 7 kişi 4 masa. İnsan gibi gittim "iyi akşamlar masalardan birini alabilir miyiz" dedim. Sanıyorum ki o an kendini gayet komik+cool bularak "hayır" dedi. Ama sadece "hayır". Yani bi kız geldi masa istedi ve ben çok cool bi ayı olduğum için (kutup ayısı) hiç bi açıklama yapma gereği duymadan hayır deyip haddini bildirdim. Bu akşam duyduğum ikinci tokat gibi hayır. Niyeyse ama neden falan dedim. Muhatap olmasana yabani bi hayvan bu ne yapacağı belli mi olur. 2 arkadaşımız daha gelecek gibi şeyler söyleyebildi. Aptal herif 9 kişi 4 masa biz 6 kişi 0 masa kalmışız. Gerizeka yemek yiyecek sanki. Altı üstü ayakta maç seyrediyorsun. 2 kişiye bir kültablası düşmese ne olur? Ama olsun aramızda hala cazibesini yitirmemiş kız arkadaşlarımız vardı. Güzeller güzeli kardeşim 30 saniyede bir masa ayarladı. Gecenin kahramanı oldu. Bara da yakın bir yer bulduk. Yerleştik. Tamam yerimiz süper. Unutabiliriz "hayır"ları. Gelsin biralar oynasın kızlar...


Dün akşam bol zıplamalı çok bağırmalı pek heyecanlı bir maç seyrettik. Sonra boynumuz bükük çıktık Suare'den. Ama olsun kırmızı şapkam çok güzel. Ama olsun maçtan sonra ve o kadar biradan sonra Hobi'de kumru yemek daha da güzel.


Bu sabah çok zor da olsa erken kalktık. Bugün kociş Türkmenistan'a gidiyor. Hala bavulu hazır değil. Hala gereken çıktılar elinde değil. O son saniyeye kadar çıktıların başında duracak. Benim de mantık olarak eşyalarını hazırlıyor olmam lazım. Ama ben ne yapıyorum?? Evet.. Bilgisayarın başında bavul hazırlamamamla alakalı bişeyler saçmalıyorum:)


Kociş gidince ben de kardeşim, annem ve kardeşimin arkadaşlarıyla Alanya'ya gidiyorum. Güya kızlar sınav sonrası stres atma tatili yapacaklar. Biz de annemle başlarında nöbetçi gibi olacağız. Amaç o değil aslında ama biraz öyle olacak. Kusura bakmayın kızlar... Biz de stres atmak istiyoruz. Sınav bizde de stres yarattı.

21 Haziran 2008 Cumartesi

petrol ofisi yanında...

Bu akşam inanılmazdı... Neden??

* Ben futboldan falan anlamam. Bi gol olacak diye 120 dakika beklemek de çok manalı gelmez ama ben niye gözlerimi o ekrandan alamadım??

* Milliyetçi falan değilim. Kimsenin şehit olmasıyla göğsüm kabarmaz en fazla üzülürüm. Niye orda burda forma aradım şöyle en kırmızısından??

Aidiyet duygusu çok güven verici birşey. Çoğu zaman ait olmak istemediğiniz bir yere bile ait olmak güzel sıcak birşey. Benim takımım işte. Sanki yüzbinlerce dolar bana veriliyor. Nerden senin takımın oluyor?? Yok ama öyle değil işte. Ben havalara zıpladım bu akşam sevinçten. O zaman benim takımım...

Yüzlerce insanla beraber izledik maçı. Beraber hopladık. Beraber bağırdık. Beraber bitti gitti dedik. Beraber şok olduk. Sonra çok sevindik.

Köstcüm sağolsun elimin üstüne kapıyı kapattı galibiyet turunda. Bu bir klasik galiba. Çek maçından sonra da annem kardeşimin elini cama sıkıştırmıştı. Hiç canım acımadı. Adrenalin+alkol galiba... Ağzımı kapatamadım maçtan sonra birkaç saat.. Çok acayipti ya...

19 Haziran 2008 Perşembe

31 Mayıs 2008 Cumartesi

SUPPORT GAY EQUALİTY


İyi de güzel kardeşim siz bilmiyor musunuz "bu ülkede herşey ortalama olacak"?? Vasatlıklar diyarı. Bak etrafında herkes nasılsa sen de öyle ol. (Kimse bu herkes?) Mutlu huzurlu yaşa. Mahkemelerimizi de oyalama. Hem zaten sivrisinek, eşcinsellik geni falan falan. Bilimimiz sağolsun bi taraflarından bişeyler uydurup duruyor. Kapa dernekleri, temizle genleri, olmadı salla bikaç tanesini Taksim meydanında bak bir daha yapıyorlar mı?

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Ama ağacımız çok güzeldi yaaaa:(

Bu sabah kapı ziliyle uyandım. Bir haftadır sadece meyve yemekten hafif kurumuş olduğum için büyük zorluklarla kendimi yataktan ayırdım. Kapıda Ahmet "the bad guy" efendi, "Özlem hanım kirazları kuşlar yiyor, toplamak lazım" diyor. "Yaa Ahmet abi ama onlar çok güzel" gibi bişeyler mırıldandım. Üzüldüm bayaa. Üzüntümle "bırak ya ilk hasadımız bu doğaya armağan olsun" ya da "ben toplarım çıt çıt, kendimden de geçerim" diyemedim. Verdim eline bir kap, gitti hoyrat elleriyle kıymetlimiz kirazlarımızı topladı. Yiyemiyorum içim almıyor. Ölmüşler gibi sanki.

Bu hafta kiraz da kiraz diye kafayı bozmuş bulunuyorum. "Görmemişin ufacık bir kiraz ağacı olmuş tutmuş blogunun adını kiraz ağacı olarak değiştirmiş" gibi durumlardayım nerdeyse. Bu kadar yaygaramın tümü de işte bu kadarcık kiraz:) Hepsi bu...