26 Kasım 2008 Çarşamba

blog sana diyorum funda sen anla..

Yihhuuu!! Bizim de film festivalimiz var. İpek yolu hemde.. Ben kendimce bi program hazırladım. Umarım popomu kaldırabilirim. Bi de herkese söylüyorum ki, üstümde bi baskı oluşsun, planladığım filmlere gidebileyim. Seçtiğim filmler şöyle efenim;

* la cuidad de los fotografos - sebastian moreno
* milh hadha al-bahr - anne marie jacir
* blindness - fernando meirelles
* bahoz - kazım öz
* a casa del alice - chico teixeira
* entre les murs - laurent cantet
* the market-a tale of trade - ben hopkins
* er shi si cheng ji - jia zhang-ke
* gitmek - hüseyin karabey
* dung che sai duk-redux - wong kar-wai
* unrelated - joanna hogg
* vicky cristina barcelona - woody allen
* başka semtin çocukları - aydın bulut
* genova - michael winterbottom

Peki bu listeyi niye verdim? Tavsiye ister deli gönül. Öneri de olur..

21 Kasım 2008 Cuma

televizyon çocuğu..

Hülya Avşar biraz önce "farkındalık çok önemli, farklı bakmak çok güzel" dedi. Çok komik geldi bana. Bak yazınca o kadar komik olmadı:) Hülya Avşar'ın "farkındalık"ın anlamını bilmediğini söylemiyorum (biliyordur di mi?), arka arkaya söyleyince komik oldu işte. Kendisi bir süredir "farkındalık"ın kitabını yazıyor. Kim ne derse desin, (ki Hülya Avşar bu dünyada eleştirilmesi en kolay insandır) ben programını çok seviyorum. Konuk seçimi bence çok başarılı. Programa gelecek insanları kim seçiyor çok merak ediyorum. Hülya ablanın seçmediği kesin. Programa gelen herkese uzaydan gelmiş gibi davranması, her söylediklerine anormal şaşırması ve herkese sonuna kadar katılması... gibi bi takım kanıtlarımız var. Tamam konuklar iyi de Hülya Avşar olmasaydı diyebiliriz ama ben öyle düşünmüyorum. O kadının o şaşkınlık hali beni çok eğlendiriyor. İyi böyle iyi...
Bazen üzülüyorum ama.. Yazık garibim lafı her zaman spora getirmeye çalışıyor. "Bi dakka benim de meziyetlerim var, tenis oynuyorum ben, bi servis atıyım mı burda?" diyecek diye korkuyorum. "Örnek olmakla ezik olmak arasında ince bir çizgi vardır" diyeceğim hiç aklıma gelmezdi:) Son zamanlarda beni tırmalayan bir ezik de Ali Kırca.. Üç boyutlu Erdal Sarızeybek'i ben napıyım yahu?? Tamam teknolojin var yaparsın ama o tavırlar ne ya.. Bu tavırları Ali Kırca'da daha önce de gördük gerçi. Çok ciddi bişeylerden bahsederken pos bıyıklarıyla "şimdi bizimcity'deyiz" diye sırıtırdı bi zamanlar. Aldılar oyuncağını elinden morali bozuldu. Neyse ki hologramı var artık. Terör diyor, şehit diyor, efsane komutan diyor; hoooppp heheh Erdal bey sizi stüdyoya ışınlayalım mı? Yazık canı çok sıkılıyor galiba..

20 Kasım 2008 Perşembe

con sen sus!!

Mtv'de Amy Winehouse'ın konseri vardı. Ya da bilemiyorum belki konser kaydı bir adet klibi, ben sadece 1 dakika izleyebildiğim için emin olamıyorum. Neyse efendim Amy abla sahnede raşitik raşitik gezerken "anaaa Yıldız tilbe lan bu" diye çok çok mühim bi tespitte bulundum. Kendi kendime de Amy Winehouse'ı Yıldız Tilbe'ye benzeten bi sen varsındır gerizeka dedim. Lakin durum böyle değilmiş. Herkes aynı şeyi düşünüyormuş. Bir kere daha halkın sesi olduğumu gördüm. Çok ortalama bir insanım ben anasını satiim. Televizyondaki dandik halk oylamalı programların herhangi biri için hiç farketmez, bana sorun. Ben ikinci haftada kimin kazanacağını söyliim size. Halkın nabzını tutuyorum..

15 Kasım 2008 Cumartesi

Atatürk ölmedi soframızda yaşıyor..

Bir yerlerde okumuştum. İster istemez o kadar çok şey okuduk, duyduk ki "Mustafa" hakkında nerede okuduğumu hatırlayamıyorum. Bu filmde bi teknikler kullanılmış da bilinçaltına bişeyler yapıyormuş da özellikle de çocuklara bişeyler oluyormuş da yıllar sonra bilmem bişeyler çıkıyormuş falan filan.. Genel olarak film hakkında duyduğum en saçma şey olabilir. Di dün geceye kadar.. Ben inanmaya başladım artık bu filmde bilinçaltını dumur eden bişeyler var.

Kanıt; dün gece son derece sarhoş bi şekilde eve geldim. Sabah yanımda boş bir puding tabağı ve ağır başağrısıyla uyandım. Benim bildiğim bu. Bahadır efendinin anlattığına göre gece elimde pudingle yatağa gelmişim. "Atatürk tatlısı bu", "Atatürk'ün en sevdiği tatlı bu" diye Bahadır'a yedirmeye çalışmışım:)

Can Dündar ne yaptın bize?? Ne yaptın bilinçaltımıza??

Bilim dünyasına sesleniyorum.. 100 kişi alınsın, film seyrettirilsin, film hakkında en az 50 eleştiri ve 2 tartışma programına maruz bırakılsın, iyi bi içirilsin. Hain Can Dündar'ın bilinçaltımıza neler yaptığı ortaya çıkarılsın. Başımızdaki belayı bilelim.

14 Kasım 2008 Cuma

o demiş bu demiş

* Can Dündar o kadar sevimli bir adam ki ne derse inanmaya hazırım. İkna olurum Canım yorma kendini..

* Baskın Oran dedi ki; "Atatürk bu devleti laikleştirdi, bu film Atatürk'ü..". Tabi saçma. Yani bu filmin herhangi bir başarı yakaladığını söylemek zor. Ama meselem o değil. Bahadır Ozan buyurdu ardından; "devlet işleriyle Atatürk'ü birbirinden ayırmış". Gülmek istiyorum ama kızacak şimdi. Kızma aşkıııımmmm:)

* Duman buyurmuş; "yaşamadım ben bugünü inadımdan". Evet artık açıklama zamanı geldi. Dumanın birçok şarkı sözünü ben yazdım. Ne demişler "yarışmadı yenilmedi açık seçik sizle oynamadı gerilmedi"..

* Amma velakin (son bir kez kısmını atmak istiyorum) "dudağını öpeceğim hayatın vur kalbim"

12 Kasım 2008 Çarşamba

Ben yaptım oldu..

Güzel birgün. Herşeyin her an sıfırdan başlayabileceğini, değişimin o kadar da zor olmadığını müjdeleyen birgün. Birşey mi oldu? Hayır. Babam geldi ama onunla alakalı birşey değil. Gerçi onunla da alakası olabilir. Ne biliyim. İyi hissediyorum kendimi. Beşamel soslu tavuklu krep ve kırmızı şarap da yanında kar bu güzel günün:) Hey hey loy loy..

22 Ekim 2008 Çarşamba

Cankan


Yenilsek ne olur ki?? Fenerbahçelilik bir ruh halidir. Eğlencelidir..

13 Ekim 2008 Pazartesi

"Hayat devam ediyor" diyorduk değil mi? Hem de birçok açıdan çok keyifli devam ediyor. Bayramda oralara buralara gitmedik ama nasıl geçtiğini de anlayamadık, çoook güzeldi. Ailemden uzak olduğum için, annemin mutfakta yemek yapıyor olması, babamın bir tarafta maç seyrederken, kardeşimin facebook başında olması, abimin kocişle oyun oynaması, Tuğçemin durup dururken bana kahve yapması falan benim için çok büyük keyifler.. Evin her tarafından canımdan çok sevdiğim birilerinin çıkması beni aptala çevirdi. Ve evet insan elinin altındakilerin kıymetini bilmiyor. Ailesiyle yaşayan herkesin kulağını çekmek istiyorum. Git iki dakka babanla muhabbet et ulan, adamı hasta etmeaa!! Vee bitanem yeğenim Aslı prensesimin kıçında dolaşmaktan bi hal oldum. Winxlerin hepsinin adını öğrendim.. Bloom, Miusa, Layla, Flora, Tecna, Satella:) Onlar gittikten ve ev bomboş kaldıktan sonra birazcık bunalım ve izlerini takip başladı. Anneciğim kabanını unutmuş. Kapının yanında duracak öyle almaya geliverecekmiş gibi.. Yemekleri dolapta, kardeşimin ayakkabıları benim ayakkabılarımla yan yana..

Aslı'nın kanatları evladımız gibi sevdiğimiz ineğimize emanet:)


Ve Aslı'mın winx balonu kurbişin elinde:)
Kurbişe isim buldum bugün.. Stanley Kurbick:)

10 Ekim 2008 Cuma

26.04.2008 tarihinde annemle telefonda konuşmuşuz. Bana demiş ki "doktorlar 2-6 ay zamanı kaldı diyorlar." Tarihi nerden hatırlıyorum?? O gün oturdum google'a baktım. 2-6 ayda ne yapılır? İtalik kısmı 26.04.2008'de yazmışım. Elim varmamış koymaya, toparlamaya..

"2-6 ayda ne yapılır?
2 ayda Mersin'de bir resim öğretmeni polyesterden yaptığı dünya heykelini tamamlar. Hayatında ilk defa gazetecilere poz verir belki. Çocukları gazeteleri saklar.
3 ayda Brezilya'da 16 yaşında bir çocuk 12 kişiyi öldürür.
4 ayda Eduard ve Mahhilde Cerkes isimli fransız çift 3850 km yürürler.
5 ayda Dr. Mehmet Özkırış Hakkari'de 200 kişiyi ameliyat eder."

Bir insana şu kadar zamanın kaldı denmesi çok umutsuz gibi. Ama zaman herkes için farklı işliyor. 6 ayda bu dünyada bir iz bırakabilirsiniz. Ya da 90 yıl yaşarsınız, yersiniz, sıçarsınız, uyursunuz. Ya da yaşarsınız işte, birini mutlu edersiniz, birilerini mutlu edersiniz, birilerini mutsuz edersiniz, anlamlı anlamsız işlerle uğraşırsınız. Ölüme "neden?" denmiyor. Herkes payına düşeni yaşayıp gidecek.

Çok üzgünüz, içimiz yanıyor. Ama "hayat devam ediyor" klişesi tüm acımasızlığıyla ve gerçekliğiyle ortada. Daha güzel bir klişeyle sözlerimi bitirmek istiyorum. Allahtan ümit kesilmez...

13 Eylül 2008 Cumartesi

Asmayalım da besleyelim mi?

* 650.000 kişi göz altına alındı.
* 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
* 7 bin kişi için idam cezası istendi.
* 517 kişiye idam cezası verildi.
* Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı (26 siyasi suçlu, 23 adli suçlu, 1'i Asala militanı).
* İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.
* 71 bin kişi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
* 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
* 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
* 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.
* 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
* 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti.
* 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
* 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
* 937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
* 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
* 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
* 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
* Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
* 31 gazeteci cezaevine girdi.
* 300 gazeteci saldırıya uğradı.
* 3 gazeteci silahla öldürüldü.
* Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
* 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
* 39 ton gazete ve dergi imha edildi.
* Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
* 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
* 14 kişi açlık grevinde öldü.
* 16 kişi -kaçarken- vuruldu.
* 95 kişi -çatışmada- öldü.
* 73 kişiye -doğal ölüm raporu- verildi.
* 43 kişinin -intihar ettiği- bildirildi.

Kaynak

12 Eylül'ünüz mutsuz olsun hüzün dolsun..