21 Nisan 2008 Pazartesi

beni bu havalar mahvetti...

Bizim küçük sayılamayacak bir bahçemiz var. Ne güzel:) Ama biz dünyanın en üşengeç insanlarıyız (ben ve kociş olarak). Ne fena:( Zavallı bakımsız bahçemiz kimi zamanlar boş bir arsayı andırabiliyor. Oyacığım süper çimlerimize "aaa, bunlar çim mi, kendiliğinden çıkmadı mı?" gibi iç burkan bir yorumda bulunmuştu. Anneciğim çabaladı biraz ama bakmadık dağ oldu falan işte. Bahçıvanımız Ahmet abi zaten matrix ajanı olduğu için daha önemli görevleri var. Bahçe falan ne ki adam matrixi koruyor sağolsun.


Ama sevgili bahçemiz işte, bizim bahçemiz, cici bahçemiz.







Bereketli bahçemiz... Ufacık kiraz ağacımız önce bizi çiçekleriyle çok mutlu etti. Şimdi de kapasitesine göre bayağı iyi meyve verdi. Kızardıklarını da görürüz umarım.












Erikli bahçemiz... Şu anda kirazlarla aynı boydalar. Alırken ne cins bu erik diye sormamışız. Büyüyünce annesine mi daha çok benzeyecek babasına mı? Sürpriz...











Ölümlü bahçemiz... Taa Alanya'dan getirmiştik onu. Bi dolu tomurcuk vermişti gaçen yaz. Kışı atlatamadı. Yastayız.







Doğal bahçemiz... Böğürtlen olduğunu tahmin ediyoruz. Ya da öyle bişey. Ya da ot. Güzel ama:)







Gölgeli bahçemiz... Bir yapraktan kocaman sarmaşığımız oldu. Bizim gibi adamlara da böyle fazla mırın kırın etmeyecek bitkiler lazım. Canımız sarmaşığımız, ciğerimiz bahçemiz...