30 Nisan 2009 Perşembe

İstesek de istemesek de bazı şeyler kulağımıza giriveriyor. Korunmak mümkün değil.. Ama benim beynimi yiyor;

** Bahadır'ın telefonunun horoz sesli alarmı..
** Seda Sayan'ın "Anlamazsın" böğürtüsü...
** Beedaaavaaaa yiyos, içiyos, sıçıyos...

Halbuki insanı yoran temiz hava manyağı yapan yerlerde ne güzeldir horoz sesiyle uyanmak ve ne güzel söylemiş Ayla Dikmen, kalsaymış köşelerde.. Issız adamlanmanın ne faydası olmuş kadıncağıza..

Ve ne güzel söylemiş şair; "bedava yaşıyoruz bedava, hava bedava bulut bedava.."

"Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava.." demiş adam, ben bu çağrışımı yapayım da kemikleri sızlasın diye mi?

27 Nisan 2009 Pazartesi

you smell like dog poo..



Pazar günü Bahadır'la ondan bundan gerim gerim gerileceğimizi bilmeden, sinema biletimizi aldık. Evden çıkmadan pazarlığımızı yaptık. Tamam action filmlerinden artık ben de zevk alıyorum ama o gün benim istediğim filme gidilecekti. Çok çok cezbetmese de gidilebilitesi en yüksek film "he's just not that into you" gibi geldi bana. Neyse biletimizi aldık. Yemeğimizi yedik. Kavgamızı ettik. Gözyaşlarıyla sigaramı içtim. Filme girdik. Evvvetttt!! Romantik kavgalardan sonra ilaç gibi gelecek bi romantik film... Her standart erkeği sadece standart kız arkadaşının zorla götürebileceği standart bi romantik komedi olsa da doğru zamanda doğru yerdeydik işte.. Bilmiyorum ruh halimizden mi, Bahadır'ın giderek bana benzemesinden mi, yoksa filmin cidden güzel olmasından mı Bahadır da acayip beğendi filmi.. Dvdsini alıp arada izlemek lazım bile dedi.


Çok standart şeyler olduğu için insan kendine bakmadan duramıyor tabi.
Ben her zaman netlik konusunda "Bahadır&Özlem"in laboratuarlarda incelenmesi gereken birşey olduğunu düşünmüşümdür. Yani Bahadır dünyanın en net insanıyken, Özlem herşeyi zora sokar. Her söylenenin 2.,3.,4.,5...... anlamlarını arar, başka başka şeyler söyleyip asıl ne demek istediğinin hep anlanmasını ister falan falan.. İyi de Özlem kendini ne sanıyor ki, hiç enteresan değil.. Klişenin klişesi işte. Kendime geliyorum! Sonuçta benim kocamdan daha farklı olmamdan daha standart, normal, klişe ne var ki... Bu ne bi enteresanlık ne de trajedi.. Filmdeki "kadınlar drama sever" vurgusunu da üstüme alınıp, bundan da yeni bir drama çıkarıp dünyanın en sıradan insanı olduğum için üzülmüyorum. (gelişme:))


Bu arada Scarlett Johansson koca poposuyla göz doldurdu gerçekten, bu kadın resmen şişko ve çirkin ve itici ama bu rolüne cuk oturmasıyla beni o bile rahatsız etmedi. Diğer herkes son derece şekerdi zaten. Gerçi bir de Ben affleck durumu var. Onu da hiç sevmem. Ama filmin en romantik sahnelerine imza atmasıyla onu da gıcıklıktan muaf tutuyorum. Özellikle bulaşık yıkayan Neil bizi çok duygulandırdı vallahi..


Tavsiyem sevgilinizle kavga edip gidin, iyi geliyor..


Sevgiliniz yoksa daha iyi belki;


"And maybe a happy ending doesn't include a guy, maybe... it's you, on your own, picking up the pieces and starting over, freeing yourself up for something better in the future. Maybe the happy ending is... just... moving on."


Gigi

7 Nisan 2009 Salı

nisan mayıs ayları gevşer gönül yayları

Bahar geldi. Ben gördüm. Daha yakından bakmak istiyorum aslında. Enerjim yok ama olacak çünkü bahar geldi, ben gördüm.
Kartopu çiçek açtı. Erik çiçeklerini döktü bile. Alev ağaçları kıpkırmızı. İki tane kuzu gördüm. Gözümle gördüğüme inanırım ben, bahar geldi.
Takvimlerle değil, ağaçlarla, çiçeklerle, kuzularla hissedilen bir bahar diliyorum herkese..

orama koma bara kobama

Niye yazmıyorum? Yazmak istiyorum aslında, her zamanki gibi söyleyecek çooook çooook önemli şeylerim var. Ama benden herhangi bir şeyi doğru düzgün nizam intizam aman aman yapmam pek beklenen birşey değil zaten. Yoldan çıktım (tay gres) gelicem. Blog dünyasının bana ihtiyacı var, bilincindeyim.
Bu arada asıl önemli olan; sezonun ilk mangalı yakıldı, ilk balkon kahvaltısı yapıldı. Tükkanı açtık. Etini, balığını, birasını, kolesterol hapını kapan gelsin..
Sevimli zenci Hüseyin'e de buradan teşekkürlerimi sunmak istiyorum, çoooook karizmatik liderlerimizin pek bi değişim sembolünün karşısındaki halleri eğlendirdi beni akşam akşam.. "Save the climate" talebinin kime gittiğini ise hiç anlayabilmiş değilim, üstüne alınan da yoktur heralde. Yürü be koçum "save the image of USA"..